9 Eylül 2009 Çarşamba
sayfa - 5
”n'olur bre ?”dedi,o eli sımsıkı tuttu. neredeyse kemiklerini kıracaktı. derin nefes alarak sakinleşirken,elin sahibini gemiye çekti. gelen ses üzerine gözler önce Halil'e sonra da yaralıya çevrildi.
Kaptan da hemen gelmiş. vücudunun çoğu yeri yanmış,yara bereli,saç sakal karışık,son nefesini vermeye çalışan ihtiyara:
“hey arkadaş ! Ne oldu burada ?”diye sordu. yorgun ve bitkin olan ihtiyar feri sönmüş gözlerini açtı. titreyen alt dudağından sızan sular yüzünden boğuk bir sesle,sadece:
“hayalet !”diyebildi. ruhunu teslim ederken başı sağa kaymıştı.
Yine aynı kelime,yine aynı duygular. başkalarında korku,ümitsizlik oluşturabilen bu kelime,gemicilerimizde merak ve sevinç uyandırıyordu. adamakıllı bir düşmanla karşılaşmayalı kim bilir kaç yıl olmuştu? hep kof gemiler,hep kof kaptanlar,forsalar. Ve bilinmeyen bir gemi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder