9 Eylül 2009 Çarşamba

sayfa - 14



“şu kahverengi elbiseli,sarı saçlı adamdan geliyor” diyerek,tahta parçasına tutunmuş sesin kaynağını gösterdi. birkaç levent hemen davranarak onu aldı,gemiye bindirdiler. Yaralıydı. su istedi. zarar verir diye,şimdilik vermediler. herkes başına toplandığı için: ”dağılın” dendi.

“anlat ihtiyar.”diyen bir çok,çift göz onu süzüyordu.

“biz”dedi. boğazı düğümlenmiş gibi yutkundu. yine aynı boğuk,derinden gelen sesiyle ”bu kıyılara mola vermek için yanaşmıştık. birden bir duman pehda oldu. bizi yuttu. içinden hayalet çıkarak hepimizi pamuk iplikleri gibi dağıttı.” durup dururken aniden denizden yeni çıkıp, çırpınan balıklar gibi sert,hırıltılı sesle:

“hayır,hayır. ruhumu ona,lanet olasıcasına vermiyeceğim. onun kölesi olmayacağım...isa peygamber....hayır.hayır...”diye çırpınıyordu. gemicilerin gergin olan siniri dahada asabileşiyorken. Hayallere dalan tecrübeli kaptan,böyle bir söylentiyi ilk defa üç sene önce duymuştu. ondan sonra pek çok defa daha..aslında sihirli olan kelime şuydu: ”hayalet gemi”.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder