9 Eylül 2009 Çarşamba

sayfa - 21



Kaptan gülerek merdivenleri çıktı. artık kalbi daha bir rahattı. ölümden de korkmuyordu. bütün mürettebat gibi o da ölümü diğer aleme bir kapı olarak görüyordu. ya şehit olacaktılar yada gazi.

Sis bulutu yaklaştıkça yaklaşıyordu. bu koca gemiyi yutmaya çalışacaktı. bu arada,sinir bozan bu ihtiyar hala:

”ben demedim mi,söylemedim mi,ruhumu vermeyeceğim sana...”gibi dırdırlarıyla kaptanın kafasını iyice şişirmişti. kaptan,onu bir kere daha uyararak çenesini kapatmasını söyledi.

dinleyen kim. kaptanın burasına gelmişti artık. kaşlarını çattı. kollarını sıyırdı. ona doğru yürürken yumruğunu sıkıp havaya kaldırdı ve ihtiyarın kafasının ortasına balyoz gibi indirdi. adamcağızın sarı saçlarını örten şapkası bir akordeon gibi yaylandı,gözleri etraflarında döndü,vücudu sallana sallana yere yığıldı. bu manzara bir an herkesi tebessüm ettirdi. ama şu üzerlerine gelip,onları yutmaya çalışan sisi görünce eski ciddiyetli hallerine geri döndüler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder