9 Eylül 2009 Çarşamba

sayfa - 25



kaptanın bilinci azalmaya başlıyordu. üstünde tutunmaya çalıştığı tahta parçasını artık sıkamıyordu. “Mürettebatım” diye düşünüyordu “acaba onlara ne olacak ?”.

komik olan,taa buralara kadar ne için gelmişlerdi ? acaba aradıkları şey arkasında mı kalmıştı ? Bilemiyor,göremiyordu. önündeki derya ufka kadar bomboştu. yönleri şaşırmıştı. eğer arkasındaysa,son defa olsun onu göremediği için,için için yanıyordu. hiç gücü kalmamıştı. Tükenmişti. sadece gözleri ve çalışan beyni için enerjisi vardı. o kadar.

Arkasında dalgaların vurduğu esrarengiz gemiden,gıcırtı yayan bir ses duydu. Kulakları duymaya başlamıştı. Hemde çok iyi. İrkildi. yoksa o hala sağlammıydı ? Maalesef evet. metal birşey üzerinde yürüyen birkaç ayak sesi duydu. ama gözleri kayıyordu. göz kapakları tonlarca ağırlıktaydı sanki üşüyorduda. gemilerini denizlerden denizlere taşıyan dost rüzgar şimdide ona hainlik ediyordu. suyun üstündeki ıslak vücudunu saran elbiseye vuruyordu. titremeye başladı. başı ve çenesi sallanıyor,dişleride gıcırdayarak son enerjisini hızla tüketiyordu.

uyumadan önce kalan enerjisiyle duyduğu tek şey,gıcık bir ses tonuyla:

“alın şunu”.


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder