9 Eylül 2009 Çarşamba

sayfa - 3



Aniden,omuzlarını salladı,gözlerini kırpıştırdı. kendine geliyordu. sağ omuzundan direkteki gözcüye bakmak için kafasını çevirirken sakalının telleri gömleğinin yakasına takılıp canını bayağı bir yaktı. başını yukarı kaldırıp,boynunu sıvazladı.

“kaptan” diye kalın ve gür sesiyle direkteki gözcü bağırıyor,sağ işaret parmağıyla gösterdiği yeri kastederek ”şu karşıdaki adanın açıklarında karartılar görüyorum”dedi.

Kaptan önce kambur sırtını gerip,düzeltti. tüm bedenini arkaya doğru çevirdi. sağ elini kaşlarının üzerine koyup kısık gözlerle biraz araştırdıktan sonra nihayet karartıları seçebildi.

Verdiği emirle,geminin burnu bu meçhul karartılara doğru çevrildi. daha da yaklaşıldıkça,aslında bunların tahrip edilmiş bir gemiden artakalan yanmış tahta parçaları,sandıklar,fıçılar hatta cesetler olduğunu dehşetle fark etti. Cennet içinde Cehennem manzaraları. hatta ve hatta,bunlar sadece vardıkları bu yerde değil,dalgalarla yakındaki adanın etrafını da kaplamıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder