10 Eylül 2009 Perşembe
sayfa - 48
Türkler eskiden,Osmanlı İmparatorluğunun ilk yıllarına kadar,bu saygı unutulana kadar bir saatte beş on kelime konuşmaya hakları vardı. Fazla konuşana ceza. Hatta atlarının nallarının altlarına deri parçaları koyarak çıkacak olan sesleri kısmaya çalışırlarmış. Bunda dünyevi olarak savaş sanatı,uhrevi olarak insanları korkutmama,etrafa saygı,kendine saygı,nefsine saygı,kul hakkı vs. denebilir.
Reis'te bunları çok iyi bildiğinden ve gördüğü rüyadan hala sıyrılamamış olarak yola sessizce,garip bir ruh haliyle devam ediyordu. Yeri kaygan olan merdivenden yukarı doğru çıkıyorlardı. Fener ışığı arkasından geldiğinden bastığı yeri tam göremiyordu. Birkaç defa kayma tehlikesi atlattı. Sonunda yukarıya vardılar. Aylardır gün ışığı görmeyen un gibi beyaz yüzüne taze hava rüzgarı çarptı. Öksürmeye başladı. Zira ciğerleri böle temiz havaya alışkanlığını kaybetmişti.
“çok şanslısın.” dedi topal. ”şu ana kadar dümencilerden kimse kaptanla görüşemedi. Sizin gibi sefiller onu zaten göremezdi. Hem zaten layık değilsiniz ki” bunları duyan ama padişahın bile karşısında isifini bozmayan Reis'in dudakları tebessüm etti. Boş düşünceler,boş sözler.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder